| HafizeAnasayfa Hepimize Akraba Hepimize Tanıdık Naşit Ailesi
Çok klişe bir laf vardır, her ev bir dünya diye. Ama Naşit ailesini anlatmaya başlarken bunu söylemek şart. Onların evi her renkten bir dünya. İçinde Adile Naşit var bir kere. Kikirdemesiyle gözyaşı birbirine karışan süper kadın. Masalcı teyze, Ertem Eğilmez filmlerinde Münir Özkul'un karısı, Hababam Sınıfı'nın yufka yürekli hademesi. Abisi Selim Naşit, içinde fırtınalar kopan küçük rollerin büyük oyuncusu. Sahnede müthiş, mutfakta güzel börek yapıyor, iyi bir eş, sağlam bir abi, babalığı tartışılır. Bu evde bir de direk var elbette. Onların babası tuluat ustası komik-i şehir Naşit Bey. Onu tanımak büyük zevk. İşte size hastalık, ölüm, aşk, kıskançlık, tiyatro, aile ve hayatta kalma üstüne bir hikaye.
Tuluat ustası Naşit Bey 1928 yılının Ağustos ayında Şehzadebaşı Millet Tiyatrosu'nun üst katındaki dairesinde doğan ilk çocuğunun kulağına fısıldadı: ‘Senin adın Selim olsun'. Naşit Bey'in hayatta en çok istediği ikinci şey çocuk sahibi olmaktı. Birincisi sahnede insanları katıla katıla güldürmek. Tiyatrocu olmak istediğini hekim olan anne ve babasına anlatmakta güçlük çekmişti. Onu alelacele Baytar Mektebi'ne yazdırmış, hayvan doktoru olmasını beklemekteydiler. Daha çok beklerler! Naşit'in sürekli okulu kırıp tiyatro izlemeye gitmesi kısa zamanda babasının kulağına gitti. Naşit ‘Niye böyle yapıyorsun evlat' sorusuna güzel cevaplar vermiş olacak ki babasını Muzika-ı Humayun'a gitme konusunda ikna etmişti. Naşit Bey saray tiyatrosunda kısa sürede dikkati çekmiş, adı ‘Sultan Hamid'i güldüren adam'a çıkmıştı. Bir gün bir temsilin ardından kulise gelen ustası Komik Abdi Efendi molla kuşağını ve takkesini çıkarmış Naşit Bey'e devretmişti. Artık komik-i şehir unvanı ona aitti. Kendi kumpanyasını kurmak için yola koyuldu.
Yazar : Ezgi Başaran
Copyright © - Her Hakkı Saklıdır | Adile Naşit
|